UYARI!!


Burada yer alan hikaye tamamen uydurulmuş olup, karşılıklı yazılmaktadır.

Yazarlar birbirlerinin yazdıklarından etkilenirler.

Yazarların kendileri de bu hikayenin nasıl sonlanacağını bilmemektedir.


Okumaya alttan başlayın ya da sayfaları takip edin.

17 Ağustos 2010 Salı

Test kelimesini duyan Suzan'ın tüyleri diken diken oldu.Acaba fiziksel bir test miydi yoksa psikolojik mi?

Edmund, insanın içini boğan o kıpkırmızı odada, duvarlardan birine yöneldi.Ellerini uzattı ve birşeyler mırıldanmaya başladı.Ne dediği anlaşılmıyordu, kafiyeleri olan bir şiir değildi ya da melodisi olan bir şarkı, konuştukları dil de bile değildi.Daha önce hiç duymadığı hatta duymakta zorlandığı bu ses onu çok etkilemişti.

O kıpkırmızı duvarda fare deliği kadar başlayıp heybetli bir kapı olana kadar büyüyen bir görüntü oluştu.

-"Başlıyoruz." dedi Edmund.Yüzünde hınzır bir gülümsemeyle.

Suzan, korkuyordu, ara ara kendini çimdiklemeye devam ediyordu.Bu bir rüya olmalıydı.Hali hazırda neredeyim ve neden sorularını sorarken kendine bir de test... aklı karışmıştı.

Bir adım attı, arkasından delice bir rüzgar esti ve diğer adımları atamadan kapı kendine çekti Suzan'ı.Birkaç saniye sonra kendini gözlerini sıkıca kapatmış ve elleri terlemiş halde buldu.

Anlamsız bir hafiflik vardı üzerinde.Gözlerini açtı ve...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder